YURTTAŞ DERNEĞİ MANİFESTOSU
YurttaÅŸların YurttaÅŸlardan İlham Aldığı Bir Dünya...
‘Milletimizin’ özündeki evrensel deÄŸerlerin, YurttaÅŸlar tarafından bilinir olması ve bu deÄŸerlerin yaygınlaÅŸarak, hayatımıza hakim olan yabancı unsurların etkilerini dengeleyebilmek amacıyla, her türlü sosyo-kültürel deÄŸerlerimizi yaymak için detaylı çalışmalar yürütmek üzere kurulmuÅŸ, bir derneÄŸiz. Gayemiz atalarımızdan gelen mirası, tarihini, dilini, edebiyatını, sanatını, eserlerini, etnografya ve etnolojisini, sosyal ÅŸartlarını, ve bugünkü uygarlığını araÅŸtırmak, incelemek, ortaya çıkarmak ve bulunanları bütün dünya biliminin ilgisine sunmak ve dilimizi bir ilim dili halinde kullanarak yaygınlaÅŸmasını saÄŸlamaktır. Bu yolla derneÄŸimiz bünyesinde, politikalara etki edenlerin faydalanabileceÄŸi ‘sürekli bir bilgi kaynağı’ yaratmayı hedefliyoruz. Bu yolla siyaset üretenlerin, halkın kıymet verdiÄŸi deÄŸerlere göre politika üretmelerini hedefliyoruz.

Ülkemizde, milleti oluÅŸturan her bir ferdin temel eÅŸitliÄŸi kapsamında, her türlü kamusal ve sosyal hizmetlerden faydalandığımız Türkiye Cumhuriyetinin payidar olacağına dair inancımız tamdır. Yine de her türlü çabayı gösterip, Millet olarak sahip olduÄŸumuz deÄŸerlerin yeni jenerasyonlara aktarılması gerçeÄŸini, en önemli meselemiz olarak görüyoruz.
Ancak diÄŸer taraftan günümüzde varlığımız ile ilgili sıkıntıların arttığını ve dünyada ulaÅŸtığımız noktanın çok problemli bir yer olduÄŸuna ÅŸahitlik ediyoruz. Üstü sürekli örtülmeye çalışılan özümüze ait çok kıymetli deÄŸerlerimiz olduÄŸu halde, üzerinde çok çalışılması gereken ayrıntıların geçici politikalarla terk edilmiÅŸ olmasına raÄŸmen, tabi ki hem dışarıda hem de içeride, bilimsel temelli mücadelelerin yapılmasını gerekli görüyoruz.
Kökenimiz, entegre olmaya çalıştığımız batıdan tamamen farklıdır. Mutlak deÄŸerler olarak da farklıdır. Bu farklar bugün kendi varlığını keÅŸfeden her Yurttaşın hissettiÄŸi ve herkeste var olduÄŸu halde, bir türlü bunlar metafizik belirsizliklerle tarif edilmez. Bir miras olarak tercihlerimizi yapsak da, YurttaÅŸ olarak temelleri oluÅŸturan filozofi ve felsefe hakkında daha çok ÅŸey bilmemiz gerektiÄŸi bir gerçektir. Gerçek kökenimizi, varoluÅŸsal açıdan tartabilmeli, atalarımızın sesini, kalbimizden duyabilmeliyiz. Mevcut durumun bu ÅŸekliyle devamına izin verirsek, sadece ‘kaybolmuÅŸluÄŸumuz’ kalıcı olacaktır. GeleceÄŸimiz, bu grileÅŸmiÅŸ ve giderek kalınlaÅŸan sisin ardında belirsizlikte bir türlü uzanamadığımız bir nokta olmaya devam edecek. GördüÄŸümüz ama gidemediÄŸimiz, bildiÄŸimiz ama dokunamadığımız geçmiÅŸimize ait ‘gerçekler örgüsü’ tamamen terk edilme tehdidi altındadır. Önümüze konan yapay tarifler ve yanlı tarihçiler, bizi bizden uzaklaÅŸtıran bir dalga gibi, kimi zaman bizi aÅŸağı çeken kimi zaman en üstteymiÅŸiz gibi yanılmamızı saÄŸlayan enerjisiyle, kıyıya varmamıza engel bir yığın olmaya devam edecek. Artık, düzmece belgelere görünenden daha çok güveniyoruz. Kendine güvenmeyen, özüne nasıl hakim olsun. Kaybediyoruz bu arayışlarda yurttaÅŸlarımızı, kaybediyoruz kardeÅŸlerimizi, geçmiÅŸimizi, evrensel deÄŸerlerimizi. Sadece sevdiklerimiz mi, ya kendimizi...ya geleceÄŸimizi...
ÇoÄŸu zaman akademik bir kılıfa da bürünse de, bize aktarılanlar, her zaman konunun objektifliÄŸini koruyan uzmanları tarafından anlatılmadı. Daha ziyade sosyo-politik olarak “kabul edildiÄŸi kadarını aktarmaya izin verenlerin” güdümünde geliÅŸebilmiÅŸ, verimsiz ve çorak bir alan bırakıldı bize. Yanlı ve yönlendirici içerikler önümüze kondu. Bu ÅŸekilde konu her ne ise, bizi bir dizi ‘dogma’ ile baÅŸbaÅŸa bırakanlar, insanımızın da geliÅŸiminin önünü tam olarak tıkamışlardır.
Bu üreteceÄŸimiz ‘bilgiyi’ dogma olarak kullanmak için deÄŸil, ama sorularımızı artırması için, merakımızı kamçılaması için ve daha iyi anlamak için kullanacağız. Felsefi açıdan bu metodla, her ÅŸeyi çalıştığımızı düÅŸündüÄŸümüzde, aslında her ÅŸeyin havada kaldığını idrak edeceÄŸiz. Manaları ve derinlerdeki ilksel düÅŸüncelere ulaÅŸamıyoruz. Atalarımızın geçirdiÄŸi manevi evrime yabancı kalıyoruz. Duygusal bir empati kuramıyoruz. Sebeplerini tahmin ettiÄŸimiz, ama karanlıkta bırakıldığımız bir durum var, bu, günümüzde her vatandaşın derinden hissettiÄŸi bir olgudur. Aklımızda ve kalbimizde bulduÄŸumuz bu büyük eksikliÄŸi, unutturulmuÅŸ ve hatta özenle üzerine toprak atılarak saklanmaya çalışılan derinlerdeki ‘kültürümüz’ ile yoÄŸurduÄŸumuzda, ancak hepimiz için anlaşılabilir bir sonuca varabiliyoruz.
YurttaÅŸların faydalanabileceÄŸi çalışmalar ise zorluklarla doludur. Zor, çünkü hiç bir ÅŸeyi rahatça konuÅŸamıyoruz. HerÅŸeyden önce batının ve batıcıların önümüze yığdığı bir sürü saçmalığı, yalanı, yapay tarihi ve saptırmayı ayıklamamız gerekiyor. Asıl tarafı ise gerçek tarihle uyuÅŸmayan o yarım bilgiye bir kere ‘karşı çıkmamız’ gerekiyor. Bu bir daÄŸ gibi önümüzde biriktirilmiÅŸ. ‘Hangi konu olursa olsun’, neresinden tutsanız bir tutarsızlık, bir yüzeysellik, bir saptırma, yalan yanlış tanımlar, yok saymalar, bize ait olanların baÅŸka milletlere yazılması ve bunun gibi pek çok bilinçli hareketlerle karşılaşıyoruz. Sanki içeride ve dışarıda bu geçmiÅŸimize karşı bir mücadele baÅŸlatılmış. Bütün stratejik noktalarda bir nöbetçi kulübesiyle, ilerleyemiyoruz. AÄŸzını açana hazırda bekleyen görevliler var, onlara “nöbetçi” diyoruz. Tetikte ve saldırmaya hazır, aÅŸağılamaya hazır, küçük görmeye, alay etmeye hazırlar. Asla bu önümüze yığılan dağın ötesini göremediÄŸimiz bir tutsaklık hali yaÅŸatıyor bize. Elbette bu tutsaklık bize yakışmıyor. Uzak duranlar gözlemlediÄŸinde, çalışmalarımız temelinden bir reddiye olarak ÅŸekillendiÄŸi izlenimi oluÅŸabilir. Elbette bu bizi ‘yargılayıcı’ bir formda ve ‘itici’ gösterebilir. Hatta kimine göre de ‘ırkçı’ çıkabiliriz. Ama aslında bu yalanları biz yaratmadık. Ancak bu reddiyeleri somut elle tutulur delillerle temellendirmeden, doÄŸrusunu dahi konuÅŸamıyoruz. Bu yolumuzu çok uzatıyor, enerjimizi tüketiyor, sabrımızı zorluyor. Hareketimiz, delillerimizin hiç çalışılmaması, hiç ele alınmaması, bilimsel metodolojilerin uygulanmamasına, bir tepkidir.
DoÄŸruya yaklaÅŸabildiÄŸimizde ise tam bir sessizlik hakim oluyor. Çünkü doÄŸrular aslında hiç bilinmiyor!.. Yaptığımız iÅŸin zorluÄŸu buradadır. İşte bu tutsaklık halinden kurtulmamız ve bizi çeviren dağı bir yerinden delip öte tarafa hep beraber geçmemiz lazım. GeçmiÅŸimizi görebildiÄŸimiz kadar geleceÄŸimizi görebiliriz. YurttaÅŸların parlak bir gelecek ile el ele tutuÅŸabilmesi için, araÅŸtırmalarda bir ‘Ergenekon’ yaÅŸanması lazımdır, karanlıklardan belli ki baÅŸka türlü bir kurtuluÅŸ yolu yoktur.
BİLİMSEL ANLAYIŞIMIZ
Kültürümüz ile ilgili, üstü örtülmüÅŸ gerçeklerin ortaya çıkarılmasının vakti geçeli çok oldu. Bu sorunu çözmek için ihtiyaç duyulabilecek esas, bir ‘felsefeye’ dayanan ‘metod’ tur. Bu iÅŸ için en uygun felsefe Descartes'in Kartezyen Felsefesi ve sonuçları deÄŸerlendirirken kullanabileceÄŸimiz ‘tümevarımı’ metod olarak kullanabiliriz. Böylece aynı Batı bilimselliÄŸini kullanarak, nasıl batıdan çok daha farklı, bize ait, tam olarak ‘gerçek’ ve daha derin sonuçlara varabildiÄŸimizi hep beraber görebiliriz.
Dolayısıyla önümüze konan her bilgiyi, Kartezyen felsefenin gereÄŸi olarak ‘ÅŸüpheyle yaklaÅŸabilmeyi’ çalışmalarımızın esası olarak kabul edebiliriz. Eldeki verileri olabilecek en eski ve ilksel çalışmaların yani en masum hallerinin ışığında deÄŸerlendirip, çaÄŸlar boyu üzerlerine eklenen, daha yeni ve yönlendirici manalarından sıyırabiliriz. Yani ‘tek’ tip olarak önümüze konan hiç bir ÅŸeyi, yüzde yüz doÄŸru deÄŸilse, kabul etmiyoruz. Bu ÅŸekilde elimizde bir alternatifler yığını oluÅŸturabiliyoruz. Bu alternatiflerin dinamik olarak daha eskiyle ve daha yeniyle olası bağını kurabildiÄŸimizde, bu Yurttaşımıza yepyeni perspektifler ve açılımlar saÄŸlar. Bu durumu bilimsel bir metodla geliÅŸtirebilmek için de ‘tümevarımı’ kullanıyoruz. Bu hepinizin bildiÄŸi üzere tek tek olgulardan, genel yasalara ulaÅŸan, tekil gözlem önermelerinden, sınırlanmamış genellemelere yükselten bir akıl yürütme türüdür. Kritik noktası ise ‘dayandığı kaynaklar, ne kadar sayıca çok ve doÄŸruysa o kadar geçerli bir akıl yürütmedir’. Dolayısıyla en baÅŸtaki ham sonuçları irdeleyerek öze ulaÅŸabileceÄŸimiz kanaatiyle yola çıkıyoruz. Fikirlerin özü, hemen hemen her durumda, mekanik süreçlerin çok basit ve özel örneklerinin araÅŸtırılması yoluyla geliÅŸtirilmiÅŸtir. Bu tür örneklerin, ilk nasıl anlaşıldığının tarihsel analizi, bu çekirdeÄŸi ortaya çıkarmanın her zaman en etkili ve doÄŸal yolu olacaktır. Hatta bu metod ile, varacağımız genel sonuçların anlaşılmasına yol açabilecek tek yol olduÄŸunu iddia edebiliriz. Bu ÅŸekilde, sizlerle beraber on binlerce yıldır bakılanlara, ilk defa çok daha ‘farklı bir bilimsel gözle’ bu özel insanlara, atalarımıza, bakıyor olacağız. Bu çabayı ‘bilimsel dünya anlayışımız’ olarak isimlendireceÄŸiz.
Tabi tüm bunları nasıl bir deÄŸerleme metoduyla ele almalıyız diye sorunca, Atatürk gibi onbinlerce yıl ‘ötesine bakıp’ milletin gerçek kozmolojisini anlamlandırdığımız zaman, bir ‘filozofisi’, ‘felsefesi’ olduÄŸu noktasından hareket edebildiÄŸimizi görebiliyoruz. Bu dernek, programında da belirtileceÄŸi üzere, “bilimsel dünya anlayışını ilerletmek ve yaymak” istemektedir. ‘Bilimsel dünya anlayışının’ ÅŸu anki konumu hakkında konferanslar ve yayınlar düzenleyecek, böylece sosyal bilimler ve doÄŸa bilimleri için kesin araÅŸtırmanın önemini gösterme hedefini yerine getirecektir. Bu ÅŸekilde, modern ampirizm için entelektüel, kamusal ve özel yaÅŸamı biçimlendirmede de ihtiyaç duyulan araçların oluÅŸturulması gereÄŸi karşılanır. Dernek, ‘YurttaÅŸ’ ismini seçerek temel yönelimini tanımlar. Ancak yöntemimiz metafizikten arınmış bir bilimdir. Ancak bu, derneÄŸimizin bireysel doktrinlerle pragamatik olarak uyumlu olduÄŸunu ilan ettiÄŸi anlamına gelmez. YurttaÅŸ DerneÄŸi, diÄŸer bilimsel temelli tüzel kiÅŸiliklerle iÅŸbirliÄŸi yaparak, günün ihtiyaç duyduÄŸu bir talebi de yerine getireceÄŸine inanmaktadır. ‘Bilgelikle’ bezenmiÅŸ ‘bilgi’ ile yaÅŸamımızın, bilinçli bir yolla yeniden ÅŸekillendirilmesinde, çalışmaya katılan herkesin günlük yaÅŸamı için de faydalanabileceÄŸi entelektüel araçlar üretilebilir. Toplumsal ve ekonomik düzenin rasyonel dönüÅŸümü için gösterilen çabalarda kendini gösteren canlılık, bilimsel temelli bir dünya anlayışı hareketine de nüfuz edeceÄŸini ön görebiliyoruz.
Bilimsel dünya tasavvurumuz, sadece kendi üreteceÄŸi tezleriyle deÄŸil, temel tutumuyla, bakış açısıyla ve araÅŸtırma yönüyle karakterize edilmesi isabetli olur. Çünkü önümüzdeki hedef ‘birleÅŸik bilimdir’. Çabamızın özü, bireysel araÅŸtırmacıların çeÅŸitli bilim alanlarındaki sonuçlarını birbirine baÄŸlamak ve uyumlu hale getirmektir. Bu amaçtan, kolektif çabalara ve ayrıca özneler arası olarak kavranabilen ÅŸeylere vurgu yapmaktır ki; bundan, nötr bir sistemi, tarihsel dillerin cürufundan kurtulmuÅŸ bir sembolizm arayışı, ayrıca bütünsel bir kavram sistemi arayışı doÄŸsun. Düzenlilik ve açıklık için çabalanırsa ve karanlık mesafeler ve anlaşılmaz derinlikler reddedilirse, tüm deneyimler, her zaman araÅŸtırılamayan ve genellikle yalnızca parçalar halinde kavranabilen karmaşık bir ağı deÅŸifre eder. Bu anlamda her ÅŸey insan için eriÅŸilebilirdir. Bu sebeple ‘bilimsel dünya anlayışımız’, çözülmez bir bilmece deÄŸildir. Geleneksel felsefi sorunların açıklığa kavuÅŸturulması, bizi kısmen onları sözde sorunlar olarak ifÅŸa etmeye ve kısmen de onları deneysel sorunlara dönüÅŸtürmeye ve böylece deneysel bilimin yargısına tabi tutmaya götürür. Felsefi çalışmanın görevi, özel 'felsefi' bildiriler ortaya koymakta deÄŸil, sorunların ve iddiaların bu açıklığa kavuÅŸturulmasında yatar. Bu açıklama yönteminin mantıksal analiz yöntemi olduÄŸunu söyleyebiliriz. Yalnızca belirli bir hayal gücüne baÅŸvurularak önerilen büyük, test edilmemiÅŸ genellemelerin yerine parça parça, ayrıntılı ve doÄŸrulanabilir sonuçların ikame edilmesi bu ÅŸekilde saÄŸlanacaktır. Bizi diÄŸer benzeri derneklerden ayıran nokta, bu ÅŸekilde üretmek yani ‘mantıksal analiz’ yöntemini sonuna kadar kullanmaktır.
Bilimsel dünya anlayışımız, bir kısım bilginin kaynağı olarak metafiziÄŸi kabul eder ancak metafizik felsefeyi reddeder. Esas ihtiyaç, metafiziksel sapmanın mantıksal kökenlerinin açıklığa kavuÅŸturulmasıdır. Metafizik teoride ve hatta soruların biçiminde bile iki temel mantıksal hata yaratmaktadır; birincisi geleneksel dillerin biçimine, çok dar bir baÄŸ ve düÅŸüncenin mantıksal baÅŸarısı hakkında bir kafa karışıklığı bulunur. MetafiziÄŸin ikinci temel hatası, düÅŸünmenin ya herhangi bir deneysel materyal kullanmadan kendi kaynaklarından bilgiye yol açabileceÄŸi ya da en azından verili durumların çıkarımıyla, yeni içeriklere ulaÅŸabileceÄŸi fikrinde yatmaktadır. Ancak mantıksal araÅŸtırma, tüm düÅŸünce ve çıkarımların, ifadelerden, daha önce mevcut olmayan hiçbir ÅŸeyi içermeyen diÄŸer ifadelere geçiÅŸten baÅŸka bir ÅŸey olmadığı sonucuna varır. Bu nedenle, 'saf düÅŸünceden' bir metafizik geliÅŸtirmek mümkün deÄŸildir.
Bu ÅŸekilde, mantıksal analiz, klasik anlamda metafiziÄŸi ve idealizm sistemlerinin metafiziÄŸini deÄŸil, aynı zamanda modern apriorizmin gizli metafiziÄŸini de aÅŸar. Bilimsel dünya anlayışı, saf akıldan türetilen koÅŸulsuz geçerli bir bilgiyi, epistemolojinin ve hatta daha da önemlisi ontoloji ve metafiziÄŸin temelinde yatan türden 'apriori sentetik yargıları' bilmez. Bilimsel dünya anlayışımız, her türden ÅŸey hakkında yalnızca ampirik ifadeleri ve mantık ve matematiÄŸin analitik ifadelerini bilir. Açık metafiziÄŸi ve apriorizmin gizli çeÅŸitliliÄŸini reddederek, bilimsel dünya anlayışımızda tüm tarafları bir görür. Bizim için bir bulgu, deneyimin toplam yapısına dahil edilerek 'gerçektir'. Metafizikçiler tarafından özellikle bir bilgi kaynağı olarak vurgulanan sezgi, bilimsel dünya anlayışı tarafından olduÄŸu gibi reddedilmez. Ancak, rasyonel gerekçelendirme tüm sezgisel bilgiyi adım adım takip etmelidir. Arayan kiÅŸide her türlü yönteme izin verilir; ancak bulunan ÅŸey, kanıtlara dayanmalıdır. Sadece sezgiye, duyusal deneyimin içeriklerinin ötesine geçebilen ve kavramsal düÅŸüncenin zincirleriyle sınırlandırılmayan üstün ve daha nüfuz edici bir bilme gücü atfeden görüÅŸ reddedilir.
Bilimsel dünya anlayışını esasen iki özellik ile nitelendirdik. Birincisi, yalnızca deneyimden gelen bilgi vardır ve bu da doÄŸrudan verilen ÅŸeye dayanır. Bu, meÅŸru bilimin içeriÄŸi için sınırları belirler. İkinci önemli nokta, ‘bilimsel dünya anlayışı’ belirli bir yöntemin, yani mantıksal analizin uygulanması ile belirlenir. Bilimsel çabanın amacı, mantıksal analizi ampirik malzemeye uygulayarak birleÅŸik bilim hedefine ulaÅŸmaktır. Her bilimsel ifadenin anlamı, verili olanla ilgili bir ifadeye indirgenerek ifade edilebilir olması gerektiÄŸinden, aynı ÅŸekilde, hangi bilim dalına ait olursa olsun, herhangi bir kavramın anlamı, doÄŸrudan verili olana atıfta bulunan en düÅŸük seviyedeki kavramlara kadar diÄŸer kavramlara adım adım indirgenerek ifade edilebilir olmalıdır. EÄŸer böyle bir analiz tüm kavramlar için yapılsaydı, bu kavramlar indirgeyici bir sisteme, bir kurucu sisteme' dönüÅŸtürülürdü. Bu tür bir kurucu sisteme, 'kurucu teoriye' yönelik araÅŸtırmalar, bilimsel dünya anlayışı tarafından uygulanan mantıksal analizin çerçevesini oluÅŸturur.
Yapıcı teoriye yönelik araÅŸtırmalar, yapıcı sistemin en alt katmanlarının bireysel ruhun deneyim ve niteliklerinin kavramlarını içerdiÄŸini göstermektedir; katmanlarda fiziksel nesneler vardır; bunlardan diÄŸer zihinler oluÅŸturulmuÅŸtur ve son olarak sosyal bilimin nesneleri oluÅŸturulmuÅŸtur. ÇeÅŸitli bilim dallarının kavramlarının yapıcı sisteme evrimleÅŸmesi bugün ana hatlarıyla ayırt edilebilir, ancak ayrıntılı olarak yapılması gereken çok çalışma vardır. Olasılığın kanıtı ve toplam kavram sisteminin ÅŸeklinin ana hatları ile birlikte, tüm ifadelerin verili olanla iliÅŸkisi ve bununla birlikte birleÅŸik bilimin genel yapısı da tanınabilir hale gelir. Bilimsel bakış açımızı, bu ÅŸekilde açıkça ortaya koyuyoruz.
SONUÇ
Bu bilimsel metodları kullanarak, maddenin doÄŸanın yaÅŸamın ve insanın birbiri içerisinde erimesinden doÄŸan küresel bir sistemi görebiliriz. Bunun sebebi, aslında, batıcıların sistematiÄŸi ile gerçekler arasında aşılamaz olarak kalan yapıyı ortadan kaldırma ihtiyacıdır. Amacı, fikirleri netleÅŸtirmek, konunun gerçek önemini ortaya çıkartmak ve metafizik belirsizliklerden kurtulmaktır Bu ÅŸekilde bu güne dek bize hizmet etmeyen ve yetersiz kalan iki boyutlu yapıyı red edeceÄŸiz. Çünkü bu, bizi geleceÄŸe taşıyacak olan ‘Yurttaşın bilgeliÄŸinin’ gerçek hikayesidir.
Milletimizi ilgilendiren herkesin de bildiÄŸi çok uzun problemler listesi yazabiliriz. Ancak bu bilinen listeler hiç kısalmıyor ve geçen her gün, bu listelerdeki problemlerin sayısı katlanarak artıyor. Bu sebeplerle, Halkın kendi deÄŸerlerine uygun alternatifler arama hakkı doÄŸmaktadır!... Bu alternatiflerin içerisindeki en tercih edilen kiÅŸilerin, halkın içinden olması ve toplumun kıymetlerine vakıf insanlardan oluÅŸması son derece önemlidir. Milletimizi ve remzettiÄŸi evrensel deÄŸerleri layık olduÄŸu yere götürmeye çalışacağız!...
Bu sebeplerle, 11.11 Hareketi LiderliÄŸinde, ışığımızın tekrar parlaması için; EÄŸitim, SaÄŸlık, Çevre, Tarım ve Hayvancılık, Denizcilik, Temel Bilimler, DoÄŸa Bilimleri, Ekonomi, Adalet, Mülteci, Çocuk, Gençlik, Aile ve Sosyal Politikalar alanlarında;
Sosyal Bilimler kapsamda Dil, Tarih, Arkeoloji, Antropoloji, Sosyoloji, Edebiyat, Åžiir, Müzik, Tiyatro, Folklor ve Görsel Sanatlar alanlarında çalışmalar yürüterek, saÄŸlam bir YurttaÅŸ bilincinin yerleÅŸmesine gayret etme hedefiyle, derneÄŸimizi resmi olarak kurma kararı alınmıştır.
‘Millet’ diye bugün siyasi olarak sınırlandırdığımız topluluk, kökeni farklı coÄŸrafyalara dayansa da gerçek insanlardan oluÅŸmakta ve atalarımızın verdiÄŸi ortak bir kararla ÅŸekillenmiÅŸtir. Öyle olmasaydı, ne bir mirasımız ne de bir amacımız olurdu. Bu yüzden milleti sadece kısa bir zaman aralığındaki görünümüyle deÄŸerlendirmemiz, hep yanlış sonuçlara bizi taşımıştır. Milletimizin özellikleri zengindir. Millet olma bilinci, tabidir ki, çok önemli bir deÄŸerimizdir. Üç boyutlu görebilmek, milletin bir geçmiÅŸi, bir geleceÄŸi olduÄŸunu bilmek ve yükselebileceÄŸi bir grafiÄŸi olduÄŸunu kavrayarak yaklaÅŸmamız gerekiyor. Bugün geleceÄŸimizi ÅŸekillendirmeye çalışanlar, ileride o gelecekte yaÅŸayacak olan gençlerimizle gerçekler zemininde geliÅŸebilecek bir temasta kuramıyorlar! Gerçeklerden kopmak, geçmiÅŸimizden kopmakla baÅŸlıyor. Bu kadar zengin bir geçmiÅŸe sahip insanlar olarak, bir yerde çok ÅŸanslıyız. Ancak bu bilgeliÄŸi, bugünkü öÄŸretim sistemiyle çocuklarımıza aktaramıyorsak, kime yararı vardır. O halde, Ustalık kültürümüz çerçevesinde, en iyi ustanın yaptığını yapmak yani en iyi çırakları yetiÅŸtirmek kutlu iÅŸimizdir. Çünkü o çıraklar, ileride ‘ustalaÅŸtıklarında’ onlara akan nimetle, adaletle, hikmetle ve güzelliklerle bezedikleri bir hayat için hareket edebileceklerini ümit ediyoruz.
En kıymetli maddelerin toprak altında bulunduÄŸunu unutmayalım. Üzerindeki tonlarca kayayı delip, toprağı kaldırmadan yani eziyetini çekmeden, yer altındaki kıymetli bir taÅŸa ulaÅŸmak mümkün müdür?... Çaba elbette zorluklarla dolu olacaktır. Sebat edip, her gün bu yolda bir adım atabilirsek, yılmadan, sabırla ilerlersek, aldığımız dersleri sonraki jenerasyonlara aktarabilirsek, o kıymetlere ulaÅŸmamız tabi ki mümkündür. Bu zorlukların arasında, çok daha kolaylıkla ulaşılabilecek en kıymetli cevher ise, gerçek kimlik bilincine sahip bir ‘genç’ tir. Bu kadim kültürümüz, sürekli bu noktayı yani milletin geleceÄŸini ön plana almıştır. Bu kutlu kültürümüz, ancak yaÅŸamımıza dokunduÄŸunda, geleceÄŸimiz tekrar ışıl ışıl parlayacaktır.
Atalarımızın bilgeliÄŸi, yüzlerce yıl tüm düÅŸmanlıkların ilacı olmuÅŸtur, içimizdeki barışı arayanlara da kutlu yolu çizecektir. Yine de tarihimizin belli dönemlerinde ortaya çıkan çöküÅŸler, bizlere en büyük öÄŸretileri göstermiÅŸtir. Özellikle ilk olarak ahlakın çökmesiyle, daha sonra erdemsizliÄŸin topluma yayılmasıyla, felaketlerin ortaya çıkması, önce atadan kopmayla sonra da yabancılaÅŸmayla devam eden süreçlerdir. YaÅŸayarak öÄŸrendiÄŸimiz bedeli çok ağır ödenmiÅŸ öÄŸretilerdir. Yine de geçmiÅŸ tarihimizde, insanlık adına çok önemli öÄŸretiler vardır. Tarihin her döneminde, dünyanın her coÄŸrafyasında bu mücadele verilmiÅŸtir. Bizler bu kayıp izlerin üzerine yığılmış kiri pası kaldırıp geçmiÅŸimizle yüzleÅŸme cesareti gösterebilecek yeteneÄŸe ve bilgiye sahibiz. KiÅŸi, ilk önce kendi deÄŸerlerini yükseltirse, elbette bizde tarihte tekrar yükselmeye baÅŸlarız. Ancak sadece batıyı takip ederek, bu yükselmenin sadece maddi deÄŸerler üzerinden olmasını beklememiz, bizleri yolun sadece yarısına taşır. Bunun da bizi aslında tam bir geri kalmışlığa götürdüÄŸünü, artık herkes net bir biçimde görüyor. Burada hangi öÄŸretiyi ön plana alsak da, kiÅŸinin doÄŸrular üzerinden yükselmesinin söz konusu olmadığı her yerde, bu geri kalmışlığı görebiliriz. Medeniyetimizin, hakkaniyetli bir ÅŸekilde tüm dünya ülkeleri tarafından örnek alınmasını, Atatürk ve Büyük Millet Meclisi baÅŸarmıştı. Bu yönde ilerlemek, bize yaÅŸatılmak istenen tüm maddi zorlukların da bir kenara süpürülmesine vesile olacaktır.
Günümüzde, ne çocuk ölümlerinde, ne diÄŸer saÄŸlık hizmetlerinde, ne eÄŸitimde, ne eÅŸitlikte, ne teknolojide, ne adalette, ne de tam bağımsızlıkta dünyanın en önde gelen ülkesiyiz. Ancak bu üstlendiÄŸimiz misyon itibariyle baÅŸarı, önce kendi içimizdeki eÅŸitliÄŸin tekrar kurulmasında ve diÄŸer milletlerle olan gönül bağımızı tesis etmekle baÅŸlamaktadır. Yurttaşın yükseliÅŸinin bu noktadan geçtiÄŸi açıktır. Halk olarak, inancımıza sıkıca sarılırken, bilimin, bilginin ve bilgeliÄŸin gerçek deÄŸerler olduÄŸunu kavrayabilmeliyiz. Bu da maddecilerin listelerinde üst sıralarda olmaktan, çok daha büyük kıymetler barındırır.
YurttaÅŸlarımız, gerçeÄŸimizin, Tanrı’ya inanmak kadar, kendini geliÅŸtirmenin ve aÅŸmanın da aynı derecede önemli bir iÅŸ olduÄŸunu idrak edeceÄŸi bir ortama ihtiyaç duyuyor. Çevresine faydası olmayan, sadece kendi çıkarını ön planda tutan bir akıl, hiçbir dönemde bizler için muteber olmamıştır. Bunun esaslı bir mücadele olması kaçınılmazdır. Bu mücadele kiÅŸinin önce kendi kalbi derinliklerinde yer alacak, hazırlıklar burada yapılacaktır. İnsanın içinde yapacağı bu mücadelenin, en zorlusu olduÄŸunu unutmadan, daha sonra da mücadele, dış çevrede devam edecektir. Her ÅŸeyiyle maddi olan bu dünyada, ‘isim’ olmadan ‘fiil’ olabilmenin yöntemini keÅŸfetmemiz gerekecek. Gençlerimiz, hayattan daha azını beklememelidir. Bu yüzden ‘en iyisi’ olması gereÄŸini yerine getirebilenler, elbette en ön safta yer alacaklardır.
Åžifanın kaynağının bilgelikten geçtiÄŸini aklımızdan çıkarmamalıyız. Bin türlü müsibetle ancak ‘bilgelik’ yoluyla baÅŸa çıkabiliriz. Ortak aklın kullanılmasıyla bu bilgelik yolunun inÅŸası kaçınılmaz olarak gereklidir. Kadim kültürümüzden doÄŸan ‘ışığın’, tüm coÄŸrafyalarda yanmaya baÅŸlaması, dünyamızı ancak daha iyiye çevirecektir. Atalarımız tüm bu hazırlıkları yaptılar. Atatürk ve silah arkadaÅŸları, gerçek medeniyetin temellerini bizler için hazırladılar. Artık eskisi gibi, birazdan unutulacak sözlü bilgilerin aktarıldığı zamanlarda deÄŸiliz. Sınırların ötesine geçebilmek, her zamankinden çok daha kolay. Çok daha donanımlıyız ve çok daha bilgiliyiz, çok daha fazla kaynaÄŸa sahibiz ve çok daha istekliyiz. Bizlere düÅŸen atalarımızın yaptıklarını saygıyla kucaklayıp, devamını getirebilmektir. Bizlere düÅŸen, dünyamızı saran mahÅŸerin dört atlısının karşısına cesaretle çıkabilmektir. Bu uzak geçmiÅŸimizde korkulacak bir durum yoktur. Tanrı’nın nurlu ışığı aynı yerdedir. Yeter ki kendimizi ‘yüksek ahlaki deÄŸerlerle’ donatalım. Erdemlerimizi maddiyata takas etmez isek, bu bilgeliÄŸi yine üzerimizde bulacağımız muhakkaktır. GeçmiÅŸleriyle barışık, geleceÄŸi kucaklayan, kısıtlanmamış ve evrensel olabilen çocuklarımız, tüm ‘insanlığın geleceÄŸi’ için en kıymetli, o en mükemmel iÅŸleri muhakkak yapacaklardır.
Yurttaşın Işığı Payidar Olsun!
Etkinliklerimiz





